21 Ekim 2011 Cuma

Sonsuz Terkedişler

Sıra sıra dizilmiş,eğri büğrü yaşanmışlıkların sırat köprüsünden yuvarlanan insan yüzleriyle karşılaşıyorum.Her bir yüzün ruhsal gel gitlerini ele veren çehrelerinde;soğuk,umarsız ve kaybedilmiş serzenişleri okuyorum.Yüzler konuşmaya başlıyor.Biraz dikkatin, hafif yoklamanın yeterli olduğu o kısacık anlarda kendisini açığa vuran bakışlar bana bu yüzlerde ’şiirsel’ dizeleri anımsatıyor.Arı bir dille içimden akan mısraların yankılarını buluyorum bakışlarda.Kaçan,yakalanan,güvensiz,çizgisiz,öfkeli bakışlar...Sanki bu bakışlar, anlamını yitirmiş,ormanını arayan yalnız bir ağaç gibi sararan kelimeleri açığa çıkartıyorlar.Kelimelerden cümleler,cümlelerden dimdik kararlı dizeler yaratıyorlar.Kelimeler yeniden keşfediliyor,onlara sımsıcak vakur dokunuşun ellleri teslim ediliyor.Şiir,bakışların tür tür değişkenliklerini umursamaz başkaldıran çılgın yeni yetmelere evriliyor ve şiir bakışlarda hiç eskimeyen,yüzünü herkese göstermeyen fazla utangaç ama bir o kadar da sadık konakçılar olarak yapışıyor.Bakışlar şimdi daha dokunaklı geliyor bana.Yurdunu arayan ’kayıp’ şairin ucuz motel odalarında biriktirdiği ortak acıların köhneliğine itiliyorum.İtildikçe bakışların ’kayıp’ dizelerinde yığılmış,tozlanmış zarfların üzerine fener tutuyor,tüm yıpranışlığın edilgen doğasında bakışları arıyor,şiirin bakir topraklarına yerleşmek isityorum.

Bir gece kendimi apansız biçimde şairin odasında buluyorum.Dalgın yüzünü yalayarak pencerenin geçit vermez camlarına dokunan,oradan odanın duvarlarında özgürce yükselen sigara dumanlarını izliyorum.Pencereden belli belirsiz,sisli bir gökyüzünün altında ihtiyar balıkçıların sesleri işitiliyor.Gece vardiyasından eli yüzü kara bulutlarla kaplı,bitkin vücudun son enerjisini ayaklarına vererek çıkan işçilerin eve dönüş saatlerini öğreniyorum.Bu arada her hareket bir bakışla kendini var ediyor.Bakışlar yoğunlaştıkça şair yerinden kıpırdar gibi oluyor.Sonra birden şairle balıkçıların arasında değişmez bir yasanın olduğunu fark ediyorum.Oltasını suya daldıran ve amacına giden yolun sadece beklemekten geçtiği bir döngünün aktörleri olan balıkçıların;bakışların mısralarını beklemekle yükümlü şairlerle nasıl ortak bağ kurabiliyorlar diye soruyorum. Bilinmeyen belki de hiçbir zaman farkına varılmayacak bir ortaklık.Her ikisinin de taşkınlıktan,fırtınadan kaçtığı durgunluğu,berrakığı dilediği o kadar belli oluyor ki...Şair susuyor.Sustukça parlayan gözlerine ağırlık,ince bir yatışmışlık vuruyor.Tahtası silikleşmiş masanın üstünde irili ufaklı mürekkep lekeleri parlıyor.Dip dibe sıkıştırılmış kitaplardan yorgun bir aydının karartı bakışları yükseliyor.Yine bakışlarla yüzleşiyorum.Geçmiş,eskimişlikler,olmamışlıklar,ulaşılmayacak özlemler öyle belirgin öyle çaresiz ki...Sayısız bakışlardan iki mısrayı bir araya getiremeyecek kadar kaybolmuşluk...Neden bu odadayım,neden mistik kasvetin içinde yoğruluyorum yoksa bende mi kaybettim bakışların şiir değneğini? Odadan bir çırpıda çıkıyorum.Sonsuz bir terk ediş mi,bilmiyorum!

Gecenin ölü topraklarına ağır ağır,telaşsız adımlarla basarak ilerliyor,kendimi birden balıkçıların nasırlaşmış ellerine bakarken yakalıyorum.Oltasını suyun derinlerine yollayan,belki de beklemenin anlamını hiç boyluca düşünmemiş ama hiç bir zaman onunla yaşamaktan kendini alıkoymamış balıkçıları izlemek,olmadık duyguların yeşermelerine neden oluyor.Yoksa ben mi öyle hissediyorum? Birbirimize paralel,mesafeli duruşumuzu bozmadan uzaklara göz daldırıyoruz.Birbirimizin varlığından haberdar ama birbirimize uzak.Tıpkı şairlerin ve balıkçıların hem yakın hem ulaşılmaz ortak yazgıları gibi.Sadece beklemek,sadece beklemeyi düşünmek,sadece beklemeyi yaşamak...Saaatler geçiyor balıklar el sallıyor ve devam ediyor yollarına.Bakışlar el sallıyor,hızlı adımlarla uzaklaşıyorlar etraftan.Sadece bekliyoruz...Balıkçı şafağın sökmesine yakın toparlanıyor,bekleyişlerin neticeye dönüşemediği gecenin yılgın iki yolcuları olarak ayrılıyoruzçSonsuz terk ediş mi,bilmiyorum!

Sokaklarda dönüyorum.Gördüğüm insan yüzlerini, cılız bir sineğin kanat çırpışları gibi çırpıyorum zihnimde.Onlardan bir mısra yazmaya çabalıyorum.Olmuyor! Bekleyişlerden yorgun düşerek şairin kapısına yaklaşıyorum.Biraz çekinerek gözlerimi pencereye dikiyor ve onun solgun yüzüyle karşılaşıyorum.Biraz kıpırdar gibi oluyor.Yukarıya çıkıyorum,kapının eşiğinde kararsız bekliyorum.Birden zihnimi şu kelimeler kuşatıyor : ”Sonsuz terk edişler geri dönüşlerin yazgısı mıdır?”

andacyazli@yahoo.com

1 yorum:

  1. Stainless Steel Magnets - titanium arts
    Ironing the Stainless Steel Magnets (4-Pack). Made in 출장안마 Germany. The Titanium Arts Stainless Steel Magnets are mens titanium wedding bands an alloy 바카라 사이트 made หาเงินออนไลน์ of steel in stainless steel 출장샵

    YanıtlaSil