11 Eylül 2011 Pazar

Victor Jara'nın Madalyonsuz Elleri


”Victor Jara dudaklarında şarkıyla öldü.Onu yanından hiç ayırmadığı refakatçısıyla gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler.Ve şarkı söylemeye başladı.Öbür tutuklular,gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar.Sonraki bir subayın emri ile askerler Victor'un ellerini kırdılar.Artık gitar çalmıyordu,ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü.Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünün önüne astılar.” 


Yaşam madalyonları vardır her bir kimsenin.Madalyonların gündelik hayata aktığı sakin,sıradan,beyhude süreçlerin efendileri bir bir su yüzüne çıkar.O efendilerdir insan yüzlerini karanlık köşe başlarından,aydınlık sarp kayalara oturtan.Sabırısız bekleyişlerin yerini alan;olanca donukluğuyla toprağa montelenen,karanlığın utanç çizgilerini şakaklarına gömen ama gizleyemeyen,ay ışığının renklendirici gölgesinde erdemin boş,çelimsiz serinliğini arayan o sarp kayalıklar...Nasıl da uyuyor vahşet tanımlamasının insan ile kurulan sarkık çizgisine.Bir kimsenin başka bir kimse etrafında çitler ördüğü,kesilen ellerin çekilen çitlerden sarkıtıldığı,minnet duygusuna hitaben şanların marşların çalındığı kimsesiz coğraflarda kayalıkların montelenmiş duygusuzluğu nasıl da ele veriyor insanı,insan olamamayı! Hep düşünmüşümdür neydi bizleri yaşam iplerine tutuşturan o değerli,vazgeçilmez gündeliğimizin vahşetini gizleyen,vahşetin ödülle muhakemesini güçlendiren madalyonlar? Sahip olduklarımızla ne zaman böbürlenmeyi öğrendik? Hangi yasa,hangi öğreti,hangi bilgece bir söz vahşetin en teferruatlı cisimlerini işledi genlerimize? Biz nasıl oldukta  madaloyonlardan ödün veren erdemli elleri cezalandırmayı hak bildik kendimize? Nasıl? Nasıl sarp kayalıkların çelikten küflenmeyen gövdelerini geçirdik üstümüze fütursuzca?

Yaşam mücadelesinin derinden gelen ezgilerini,melodilerini takip ederek kurdu çadırdan örülü zengin dünyasını Victor Jara.Sınıf mücadelesinin tutkulu haykırışlarını öğüterek bütüyerek dahil etti isyankar ellerine.Sonraları askeri cuntanın ezip geçeceği o eller...Madalyonsuz yaşamların küçük,savunmasız gölgelerinde haykırışıların alevlendiği yerlerde bir nesil doğacaktı o ellerden.Sarp kayalardan uzak,madalyonların sarkacında hipnoza uğramayı reddeden ne Victor Jaralar,ne Allendalar,ne Gueralar doğacaktı.Gün gelecek başka ellerce kesilecek eller varolacaktı kuşkusuz.Kalemler kırılacak,gitarlar parçalanacak,kitaplar yakılacak...Ellerin yoğurduğu her hamur yine ellerce yok edilecek, mahkum edilecekti.Ama yükseklerden gelen seslerin çatırdağı her bir aralığı kapamaya gücü yetemezdi sarp kayalıların.Yetmeyecekti de! ”gitarım zenginler için değil,yoksullar içindir.” cümleleri işitildiğinde madalyonlardan feragat edilecekti elbet.Sonsuz çağrışımların dipsiz uçurumlarına kendisini bırakacaktı insanlık.O eller stadyumda asılı kaldığı sürece şarkılar söylenecekti coşkunlukla.

Şili'li şarkıcı/müzisyen Victor Jara'nın ölümünün 38.yılında asla unutulmayan,onu ölüme götüren anları birebir kaydeden o sözleri bir kez daha hatırlayalım istedim.Hatırlayalım ki,onun tellerinden dökülen yaşam mücadelesinin ağırlığını ellerimizde yeniden hissedelim.Ellerimizi kenetleyebilmek,Victor Jara'nın sonsuz aydınlığına sahip çıkabilmek adına...

”Ne türkü söyleme aşkımdan ne de sesimi dinletmek için değil bunca türkü söylemem/Benim namuslu gitarımın sesi/Hem duygulu hem akıllıdır./Dünyanın yüreğinden çıkar/Bir güvercin gibi kanatlı/Kutsal su gibi şafkatli/Okşar gitarım öleni ve yiğidi/Şarkım amacına kavuşur/Violetta'nın dediği gibi/Pırıl pırıl coşkulu durmak bilmez/Ve bahar kokan bir işçidir!


Gitarım ne zenginlerin gitarıdır,ne de başka bir şeyin/Şarkım bir yapı iskelesidir/Eriştirir bizi yıldızlara/Katıksız gerçekleri şarkısında/Söylerken bir insan ölmek pahasına/Anlamını bulur o şarkı/Damarlarında atarken.


Şarkım ne gelip geçici övgüler düzer/Ne de başkalarına ün katar/Yoksul ülkemin kök salmıştır toprağına/Orada her şeyin bittiği/ve herşeyin başladığı yerde/Söylerim o her zaman yiğit ve derin/Sonsuza dek yeni olacak şarkıyı.”
                                                                                                                Manifesto'dan...


andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder