29 Nisan 2011 Cuma

Dalarken...

Yorgun gövdelerin hızlı adımlarla kirlettiği sokaklarla sayısız insan yüzlerinin ifadelerine dalıyorum.Ağır haraketler,telaşsız adımlar ile.Birbirlerinin önünden,yanından,paralellinden akıp giden,asla değmeyen ama tuhaf bir biçimde birbirne kenetli, aynı akarsuyun sürüklediği insanlar.Asık,neşeli,mutsuz,düşünceli suratların hem bir yakınış ile ortaklaştığı,hem de başına buyruk hallerle ayrıştığı bu çekingen bahar gününde,alınlara düşen cılız günışığının ağırlaştırdığı bendenlerin izlerine kapılıp gidiyorum.

Küçük köpeği ve boyası aşınmış duvarlarda asılı eski güzel hatıraları ile pencere önlerini saran sardunyaların göz kamaştırıcı rüzgarına kapılan Neziha teyze,oturmuş kahvesini yudumlamakta.Geçtiği yolların halen yitmeyen gerçekliğini ara ara anımsayan, iç geçiren ve sonra köpeğinin bir köşede huzurlu yatışıyla gözleri ağırlaşan Neziha teyze'nin sardunyalarının başında eğilmiş,yalnızlığın beyaz atına biniyorum.Düz ovalarda,yüksek tepelerde,boş yollarda yolculuğa çıkıyorum.Yanıma Neziha Teyzeyi alarak.

Toprağın yüzü koyun yatan kahverengi bedenini,nasır tutmuş,çizgilerin belriginleştiği elleriyle döven Rahmi amcanın arkasında nefes nefese soluşunun dümdüz ovada haykıran sesine kulak veriyorum.Akşama,kollarıyla göğsüne sımsıkı sarcağı birkaç ekmeğin sıcak kokusuyla evin yolunu tutacağı hayaline ortak oluyorum.İnce,çelimsiz ve yorgun gövdesini arada bir dinlendirip,dikleştiği ve puslu gözlerini bir süre uzaklara diktiği o anın,sonbaharın gri bulutlarıyla birlikte tuvalime resmediyorum.Rahmi amca o dakkadan sonra göklerde nöbet tutan kasvetli gri bulutların serpiştirdiği su damlalarının arasına gözkapaklarından süzülen iki damlayı ortak ettiğini görüyorum.Bedeninden iki damla akıttığı toprağın emek ile yoğrulmuş gözyaşları.Sere serpe uzanıyorum toprağa.Yağmur damlaları yüzümü yıkıyor.Yanımda Rahmi amca. Göz göze geliyoruz.

Yüksek tepelerin ardında gizlenmiş kayalıkların uçurum kıyısında,boylu boyunca uzanmış gözleri gök mavinin,sürekli yer değiştirmeye meraklı parlak yıldızların üzerinde gezinen Elif'in gözlerine bakıyorum.Çocukluğun sancılarını,beklentilerini buğulaştıran,gökyüzüyle uyumlu o gözlerin.Büyüyememiş yetişkinliğin gölgesinde çocukluğun olgun,devrimci dalını arayan bir şaşkınlıkla Elif'i izliyorum.Tıpkı o dalın kudretini tüm hayatı boyunca arayacağı ama asla bulamayacağı gerçekliğini ona fısıldamak ister gibi.Hasta babasının,hırçın annesinin,buyurgan kardeşinin,beyhude gecelerin sımsıkı iplerini birbir çözmek ve küçük elini tutup gerçekliğin kırılgan dalına Elif'i almak,yıldızların yol gösteren ışığında kaybolmak isityorum.

Boş bir sokağın kaldırımı başında, hızlıca gözlerimin önünden geçen zayıf bir sokak kedisinin varlığı ile  uyanıyorum.Tatlı bir rüyadan uyanmanın düş kırıklığını üstümde hissediyorum.Önümden geçen sayısız yüzlerin yitip gittiğine tanık oluyorum.Hafifçe doğruluyorum yerimden.Neziha teyze,Rahmi amca ve Elif'i düşünerek yürümeye başlıyorum.

andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder