3 Nisan 2011 Pazar

Ağaç Dalı Kompleksi

Yusuf Atılgan
Kaç gündür zihnimi kurcalayan sinemanın dört duvar arasına sıkışmış özgürlük haykırışlarını, şu günlerde sürmekte olan 30. İstanbul Film Festivali (IFF) ışığında irdelemeye çalışacaktım.Ama olmadı.Yusuf Atılgan'ın modern başyapıtı 'Aylak Adam' ı okumakta olan herkes önceliği böyle bir gücün pençesine teslim ederdi.Aylaklığın toplumsal değer ve inançların  ikiyüzlülüğüne karşı olan savaşımının fırtınasına kapılmamak ve olan biteni salt roman sosunun ağızda bıraktığı naif tatlı konforuyla açıklamak mümkün görünmüyordu.

Yusuf Atılgan bu romanında,aylaklığın manifestosunu çizerken;yaşam yolculuğunun süslü-yapay nesnelerinin kof ve köleci çöplüklerini elinin tersiyle iten bir karakter üzerinden nihilizmi inşa ediyor.Ama buradaki nihilizm boşluğun,boşvermişliğin tipik bir güzellemesi olarak değil,daha çok doğu nihilizminde saklı olan umut parçacıklarını çekip romanın bütünüyle sentezleyebilen bir nihilizm.Hal durum böyle olunca günlerini sabahtan akşama kadar tenha sokaklarda,Maçka tramvayının kalabalık iş dönüşlerinde,pastane ve kahve köşelerinde,fakülte koridorlarıda tüketmekte olan bir bedenin arayış ve düş kırıklığı arasında yalpalayan halinin gel-gitlerini yaşıyoruz.Karakterin bir adı bile yok.Atılagan onu C.diye tanımlıyor.Kalabalıkların telaşlı adımlarına,üç çocuklu huzurlu aile yaşamlarına,riyakarlığın mecburiyetine onun yaşamında yer yok.O bilinmeyen,yaşamamış ve boşluğun yekpareleştirdiği bir hayalet bu toplumda.

Mevsimlerin ayrıştırdığı her şey gibi,bir benliğin birbirleriyle amansız çatışmaların varettiği,yaşamın en mühüm kanıtı; duygu,düşünce,aşk,düşler ve ihtiras dalgalanmalarının ortasında bir dibe bir yüzeye çıkan yorgun bir karakter C.Yalnızlık senfonisinin kulağını her gün tırmaladığı boğucu,soğuk,uğultulu sokaklarda ruhunu tamamlayacak gerçek sevgiyi aramanın yılgınlığını şakaklarında kuvvetlenen bir ağrıyla  duyumsayacak kadar acılı,kendisine aidiyet duygusu veremeyen bir coğrafyanın tek tipleştiren düşlerinin arkasında sinsice gezinen,hemen bir açığı görse/hissetse sarılıp beden ve ruh esintisinin özgür hırpalıyışlarına  bir 'sevgi' yi, 'aşk' inşa edecek kadar mücadeleci,yılgınlığın hunharca eriten,yok eden zaafların,gözsterişin,metanın kibriyle zehirlenmiş statik insanlığın peşinden gitmeyecek kadar da devrimci bir karakter var karşımızda.

Bütün çağların trajedisini ruhuna yayılan dinginliğin ve huzurun gölgesinde hissedebilen bir karakter C.Ona sevgilisi tarafından en sevilen ressamın kim olduğu sorulduğunda,tereddütsz Van Gogh cevabını verebilecek kadar içinde tarjedileri saklıyabiliyor mesela.Çünkü onun toplumsal bütünlülüğnü sağlayan,anlam katan ve ayrılmaz kılan bir organın zarafetinden kopma cesareti gösterebilmiş biridir diyor Van Gogh için.Ressam sevgilisi ise akıl hastanesinde çizdiği resminde kulağını saklayabilecek,ona bir tür eksiklikten doğan kompleks ve zaaf yükleyebilecek kadar korkar biridir diyerek karşılık veriyor.Meselenin tüm ana gövdesi bu ikilemin hayat karşılığı/ayrılığı paradoksunda yatıyor.İnsan herşeye bunca karşıyken,kendisine de karşı olmadan nasıl sürdürebilir bir karşı yaşamı?

C'nin ve ressam sevgilisinin (C'nin tüm ilişkilerini içine alan geçmişide buna dahil) kafasında asla tükenmeyen bu karşılıklı savaşı C, Ağaç Dalı Kompleksi ve Kumda Yatma Rahatlığı ikilemininde ortaya seriyor.Bu farklılık genel olarak 'Aylak Adam'ında özetini ortaya koyan bir nitelikte ”(...) Bütün çağların trajedisi bu,'Kumda Yatma Rahatlığı ve Ağaç Dalı Kompleksi'.Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum.Daha da genişletilebilir.Kuyara (Kumda Yatma Rahatlığı),alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır.Düşünmeden uyuyuvermek.Biteviye geçen günlerin kolaylığı.Ya adako (Ağaç Dalı Kompleksi)...Hep öteye öteye uzar.Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu.Özgürlüğe susamıştıktır.Buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum.Genç hastalığıdır.Çoğunlukla Kuyara dişidir.Adako erkek.Pek seyrek cins değiştirdikleri olur.Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir.İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi ,yakınları onun içindeki bir adakoyu bulurlar.Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar.Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz.Asi daldır o.Ayrılır.Balta işlemez ona.”


andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder