7 Mart 2011 Pazartesi

Yüzeyselliğin Manifestosu

Hayat keşke çizgisel bir boyutta meydana gelen eylemler kadar basit pratikler olabilse.Keşke önceden belli,pürüssüz,durağan ve heyecandan yalıtılmış biçimde süregelse yaşananlar.Yaşanan birşeyin nedenleri üzerine çok kafa yormadan,basit bir el yordamıyla anlayabilsek çevremizde olan biteni.Ona göre vereceğimiz kararlar da griftli olmaktan çıkıp el değmemiş bir berraklığın ayrımı kadar net olsa.Belki yaşamak daha kolay olurdu o zaman.

Çevremizde dolaylı,dolaysız bir şekilde etki edebilen eylemlerin çizgisel bir yolda ilerlemediği,çok daha zikzaklı engebelli kristal bir gerçekliğin ta kendisi olduğu çok açık.Yaşananlar bu denli karmaşık bir yapıyı ima ettiğinden olsa gerek,olaylara bakış açımızda bu nedenle basite indirgenmiş bir sığlıkta oluyor ister istemez.Herşeyi iki sözcüğe sığdırma gayreti içinde debelenip duruyoruz.Çünkü biliyoruz ki,derinliğine inilen her bir mesele kendi içinde tutarlı,sistematik bir çabanın ürünüdür.Bu nedenle bu çabanın yokluğundan dem vurup,yüzeysel ölçekte sağlanan tatminkar cevaplar veya tepkiler ile farklı kapıların varolabileceği gerçeğini saklıyorız kendimizden.

Bir ülkede kadın cinayetleri bu denli artış gösteren bir noktaya geldiğinde, hemen herkes kendi doğrularından hareketle iki cümleye sığabilen basmakalıp birkaç sözler serpiştiriveriyor ortalığa.Ve ya çocuk tecavüzcülerinin 'hadım' edilmelerini sağlayacak düzenlemelere naif bir zaviye altında,toplumsal doğruculuk adına mangalda kül bırakmayacak açıklamalar ile 'sığ' sularda amaçsız kulaç atabiliyoruz.Aslında ayrı ayrı konuştuğumuz,tartıştığımız bu iki örnek ışığında ortaya attığımız 'doğrular' ı birbirleriyle ilişkilendirmeden önyargılı biçimde ele alıyoruz.Hadım gibi akla ziyan bir tür neo- nazi uygulamasını söz gelimi; kabul edilemiyecek tecavüzcüler,istismarcılar diye topu  başkalrına atıp kurtulmak yani,yüzeyselliğin tehlikeli sularına kendimizi bırakarak işin içinden çıkma gayretinde oluyoruz.

Hadım,kadın cinayetleri,eşcinsellere karşı uygulanan baskılar vs gibi tabuların altında aradığımız sadece vicdani bir rahatlamaya tekabül eden birkaç sözcük olabiliyor.Halbuki,hadım vahşetini dile getirenlerin zihniyet bekçiliğini yapan erkekliğin salt penise indirgenen patolojikliği olabileceği ve bu zihniyetin kadın düşmanlığının baş aktörü olduğunu bir türlü söyleyemiyoruz.Çocuk tecavüzcülerini biyolojik temelde gören ve reçeteyi cezai yaptırımında beis görmeyerek kesenler,kadınların kocaları tarafından katledilemesine de benzer sığlığın reçetesini sunuyor olduklarını her nedense aklımıza getirmiyoruz.

Yüzeyselliğin bu denli hakim olduğu bu topraklarda;geçiştirilen,düzmece,göstermelik hareketler sayesinde analitik düşünmenin tedavi edici misyonundan mahrum kalmadık mı sizce? Yazının başında söylediğim gibi,yaşanan birşeyin nedenlerini basit bir el yordamıyla geçiştirip işin içinden çıkmaya çalışmak kimlere hizmet,kimlere ihanet ediyor? Ya da şöyle de sorulabilir; yüzeysellik ve basite dayandırılan olaylar da bu türde bir zhiniyetin ürettiği politikalın bir parçası olabilir mi?

andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder