22 Mart 2011 Salı

Saatleri Ayarlama Projesi

Jakoben modernizmi 'yerel' ve 'geleneksel' ritüeller odağında tartışırken,takınılan tavrında yarı fantastik,hayal ürünü bir çerçevede mataforlaştığını görüyoruz.Aslında bu yöntemsel farklılık bizden kaynaklı bir durumu ifşa etmekten çok,patolojik bir ilerlemeciliğin bir yan ürünü gibi gözükmekte.Sanat yapıtları bağlamında bu değerlendirmenin meşru dayanakları oldukça anlamlı ve belki de olması gereken boyutta.Aynı şey gündelik yaşam pratikleri bağlamında düşünüldüğünde,karşımıza çıkan şey tam olarak önü görememekten kaynaklı bir tür sürreal başkaldırı.Önceki yazıma mealen söyleyecek olursak, kuşkusal bir reaksiyonun kendi 'modern' yaşamını oluşturma,onu ütopik bir boyutta yeniden tanımlama ve bunu gizli bir 'devrimci' başkaldırısı altında yapmadan ileri geliyor.

Geri Kalmış Saatler

Aya Seyahat filmi çerçevesinde tartıştığım, bir grup köylünün kendi araçlarıyla modernizmin peşine sürüklenmesinden kaynaklı bir sürreal coşkuyu,yine benzer biçimde Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü etrafında tartışmak niyetindeyim.Kurulan bir kuruluşun saatleri ayarlama misyonuyla sınırlandırılmış ironik, yarı-fantezi ürünü, kurulmakta olan bir düzenin işlevselliği açısından önemli detaylar vermekte.Kendi iç hiyerarşisini oluşuturan,birimlerin ayrı ayrı fonksiyonları belirleyen kısa süre içinde belli toplumsal kesimde yankı ve heyecan uayndıran bu kuruluş (Saatleri Ayarlama Enstitüsü) tam tamına Cumhuriyet modernizmin kendisi.Tersten söyleyecek olursak,Cumhuriyet; toplumun geri kalmış saatlerini ileriye taşıma gayesi güden bir toplumsal projenin ta kendisi.

Ya Tutmazsa!

Kitapta halkın geleneksel değerlerinin dışında batılı yaşam normlarını belli ölçüde içselleştirmiş yaratıcı girişimciler sayesinde ortaya çıkan kuruluş,argümanını sistemleştirdiği tek bir fikirden alıyor:Geri kalan saatleri ileri almak.Bu vesileyle,önceleri soyut ve yüzeysel bir fikrin tipik yansıması olarak ciddiye alınmayan kuruluş,kısa zaman içinde toplumun temel niteliklerini ve ihtiyaçlarını cevaplayan bir zamanın ruhu formatına denk düşmeyi başarıyor.Ne varki sorun, bu yayılma ve kendini kabul ettirme eyleminin toplumun iç bünyesine temas edip/etmeme ikileminde başlıyor. Yada geri kaldığı düşünülen saatlerin,bir üst kuruluş tarafından ileri alınmasıyla değişimin gerçekleşeceğine inanılan inaçların yanılgısında başlıyor desek daha doğru.

Saatleri Ayarlama Projesi

Toplumun iç dinamikleriyle arz-ı endam ettiği kuralların, bir dayatma unusuru olarak değişime dolaylı bir zorlama olarak okumalıyız bu romanı.Saatleri ileri taşıma eyleminin gündeliğimizi etkileme gücüne paralelel düşünmeli ve sormalıyız: Dışarıdan bir elin hızlıca değişimi üstlenmesi nitelik babında sağlıklı bir değişimin neresine düşüyor diye.Bu soruya anlamlı bir cevap verebilirsek eğer,olan biten herşeyin bir fantezi ürünü olduğunu kavrayabiliriz.Toplumla bağı sadece fantastik simgelerle kurduğunu da pekala anlamlandırabiliriz.Aya Seyahat filminde olduğu gibi,uzaya yolculuğun taşıyıcısı olarak neden bir minarenin seçilmiş olduğunuda iki yapıtın diyalektiğinde somutlaştırabiliriz.'Saatleri Ayarlama Projesi'nin Erzincan'ın ücra köyünde nasıl  ütopik bir anlam taşıdığı,jakoben değişimin toplumla bağının ne olup/olmadığı belki ozaman daha iyi anlaşılır.

andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder