12 Ocak 2011 Çarşamba

Zamanın ve Mekanın Sineması

Önceki yazım 'Adına Hayat Dediğimiz...' ile gündelik hayatımızın açmazlarını 'detaylar' ile ilşkilendirme gibi bir tema'nın derinliğine nüfuz etmek istemiştim.İnsanın türlü duygu hallerini kendimce analize kalkışmanın sebestliğine kapılmış, aslında hiç hesaba katmadığım 'aşk ve isyan' ın çatışmasından meydana gelen 'hayat' sislsilesinin Reha Erdem sinemasıyla bir bütünlüğe ulaştığının farkına varmıştım.İyide etmişim böylece Reha Erdem'in başyapıtı 'Beş Vakit' hakkında söylemek istediklerimi yazmamın bahanesini oluşturmuş oldum.

Korkuyorum Anne
Reha Erdem sinemasının doğasını iyi anlamak herşeyden önce 'zaman' ve 'mekan' kavramlarını iyi ifşa etmekten geçer.Erdem sinemasında 'zaman', akıp giden soyut bir varlıktan öte,akmayan durağan ve inatçı bir kavramı ima eder.Durağanlığın hüküm sürdüğü coğrafyalar ise Reha Erdem'in 'zaman' kavramının 'mekan' ile birlikteliğini vurgular.Mekanlar farklı hayat tarzlarının ve karakterlerin gelmiş olduğu geçmişin izlerini taşır.Bazen karşımıza 'pastoral' bir köyde ataerkilliğin hüküm sürdüğü feodal ilşkiler ile (Beş Vakit),bazen gayet fransızvari kasvetli  İstanbul sokaklarının karakteriste olduğu bir 'suç' hikayesi ile (Kaç Para Kaç),bazen de yaşam döngüsünün her annının bir doğu-batı sarmalının çatışmasına hapsedilen orta sınıf'ın arada kalmışlığının 'İstanbul' unda karşmıza çıkar (Korkuyorum Anne).Ama mekansal farklılığın bu denli keskinliği, bizi Reha Erdem sinemasının teması ve amacında benzerleştirir ve biraraya getirir.Diğer bir deyişle Reha Erdem sineması tüm bu farklılıkları, özgünlüğün potasında eriterek  tek bir mekana sığdırır.Mekanlar farklı olsada 'hayat' ve 'dert' aynıdır.

Zaman ise tüm mekasal farklılıklara eşlik eden ve tüm insalık halleri'nin tekdüzeliğini,akıp gitmeyen yaşamsal savaşınımların metaforuna dönüşür.Beş Vakit'de bir günü 5'e bölen anların yaşanablirliği/yaşanamazlığı ile kısır bir döngünün varlığı bu 'zaman' da somutlaşır.Yine benzer bir şeklide 'Korkuyorum Anne' de 'zaman' yaşam döngüsünün (çocukluk,gençlik,sünnet,nişan,evlilik,evden kopuş) tüm çatışmalarını ve ilişkiler boyutunu aynı durağanlık ile, yaşam savaşına çeviren şeyin yansıması olur.

Beş Vakit'de 'mekan' ın varlığı (ücra bir köy) bizatihi 'zaman' ın 'varoluş' unu yaşatır.Şöyle ki çocuklardan babalara,babalardan büyük babalara kadar uzanan geniş yelpazadeki geleneksel ilişkilerin varlığı,otorite'nin buyurganlığı ve ortaya çıkan zorunluluklar/sorumluluklar tüm bu durağanlığın içinde mekansallaşır.İlşkiler ağı tek bir günün içinde yaşanır ve yaşatılır.İlişkiler ağı denilen şey ise 'mekansal' ve 'zamansal' olduğu sürece anlamlıdır.

Benzer döngüyü 'Korkuyorum Anne' filminde de savuabiliriz.Mekanının bir araya getirdiği geniş ilişkiler yelpazesi burada da mevcut.Emekli otoriter bir baba,onu hatırlamayan (hafızasını geçici olarak kaybetmiş) bir oğul,aşık olduğu kadın,onun 'maganda' sevgilisi,dul bir kadın,kadının sözünden çıkmayan buyurgan oğlu,onun köpeği,kasap,sünnet olmak istemeyen küçük bir çocuk ve tüm bu hayatları anlamlı kılan ve bütünleştiren 'mekan' ın gücü,yine bu ilişkiler ağının çemberini oluşturan durağan 'zaman'.Mekanın ve zamanın birraya gelmesiyle ortaya çıkan,aşk ve isyan'ın hayatı.

Yazının başında da bahsettiğim üzere yönetmenin doğasını anlamak için bu iki kavram üzerinde düşünmeye ihtiyaç var.Lakin Erdem sinemasının mucizevi dünyasına adım atmak istiyorsanız,filmlerinde 'zaman' ve 'mekan' ın tüm gizil güçlerini ortaya çıkarmanız gerekiyor.Böylece Erdem sinemasına başlangıç yapabilesiniz.Şuanda benim yaptığım gibi.Devam edeceğim...

andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder