24 Ocak 2011 Pazartesi

Kot Taşlama İşçileri

Çizilmiş alanların çevresinde birbirimizin gözüne baktığımız,heran karşı tarafın olası eylemine yönelik müthiş bir dayanışma çadırı oluşturduğumuz ve zihnimizin öğretilen değerlerinin çizdiği bir dünyanın kapılarını sonuna kadar kapattığımız 'biz' dünyasının tüm reaksiyonları her fırsatta ortaya çıkıyor.İdeolojik,kültürel ve daha birçok ayrışmanın yarattığı bir içe kapanma durumu.Kodlanmış ezber yargıların cazibesi hepimizi bu 'sığ' dünyanın kapılarına kapatıyor.Farkında veya farkında olmadan yaftalayan statik bir 'dil' in kolaycılığına boyun eğiyoruz.Bu kamplaşma(lar)'ın dışında kalan,bir şekliyle dahil olamayanlar ise, oluşturduğumuz odalarımızın menfaat uyumunu, yani paralleliği sağlayan öğeler olduklarında anlam kazanır hale geliyorlar.Örneğin Silikozis hastalığından mustarip Kot Taşlama İşçileri.

Gündemin telaşlı kargaşasından türeyen kavramları ezberlerimize yedirdiğimiz hemen her saniye kendisine yer bulamayan,unutturulan ve kalıplarımızı bozup vicdanımızı ortaya çıkarabilecek özsel itibarileriyle 'tarafsızlık' konumuna ittiğimiz o insanlar.Rakamların birer lise tarih kaitaplarında araya sıkışmış isimler kadar bir değerinin olduğu günümüz dünyası.Ayrıca karşıya fırlattığımız taş yerine kullandığımız patolojikliğimiz. Resmi rakamlar bu hastalığa sahip kişilerin 1380 olduğunu söylüyor. Fakat hepimiz biliyoruz ki 'resmi' ile 'gerçek' arasında paradoksal bir ilişki vardır.Bu hastalıktan ölenlerin toplam sayısı ise 47.

Soner Yıldırım'ın 'Dönüş' adlı belgeselinde röpörtaj yapttığı Hacı Önal:'Tek istediğimi şey...sağlığıma kavuşmak...Herkes gibi gezmek...'.diye anlatmıştı onun bu 'tarafsızlık' halini, hemde o pek süslü cümlelerin önemini yitirdiği bir yalınlıkla.Önal'ın dileği gerçekleşmedi.Gürültülerin kapladığı azgın kalabalıklarda haykırışları duyulmadı.Duyulmadıkça gözyaşları aktı ve akmaya devam edecek.Önal'ın yaşamı hak ve hukukun sadece ölüm ile gerçekleştiği bir yaşamdı.Ölümün miras bırakıldığı bir haktı bu.Nitekim Önal'ın oğluda bu hastalığa sahipti.

Hayallerin sınırsızlaştığı,seçeneklerin güzel renklerle boyandığı, farklı-tatlı-kompleks yaşamlarımızın maddi/manevi mirasları.Bizden sonrakilere bırakacağımız 'fedakarlık' süsleri.Çok uzağımızda bir yerlerde sadece hastalığın miras bırakıldığı topraklar. Bu topraklar yeşertilmedikçe o sığındığımız topraklarda hiçbirimize huzur olmayacak.25 Ocak Salı günü gerçekleştirilecek 'Silikozis Hastası Kot Kumlama İşçileri ile Dayanışma Konseri' bizleri vicdanının ve hakkaniyetin çadırına davet ediyor.Bu davete kulak vermeliyiz.Sıkı sıkıya sarıldığımız birbirimizin korunaklı duvarlarından başımızı çıkarıp,gürültünün içinde haykıran seslerin taşıyıcısı olmalı ve yeşerticeğimiz topraklarda yeniden bir arada yaşam alanları yaratmalıyız.

andacyazli@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder