29 Aralık 2010 Çarşamba

Elif Batuman'ın Söyledikleri

Radikal gazetesin'de Berrin Karakaş ile yapılan röportajın (Radikal Hayat,28.12.2010) başlığında 'Futbol takımı tutsam Çarşı'nın yanında olurdum' sözünün sahibi,başarılı fenomen bir Türk asıllı Amerikalı yazarın, satırlar arasında biraraya gelen edebiyat,sinema,siyaset sarmalının entellektüel geçmişi,bendenizi bu yazının başına oturtması dışında,yepyeni bir 'hayat zengiliği' nin kapılarını sonuna kadar açmanın buruk mutluluğuyla buluşturdu.

Batuman hakkında asıl söyliyeceklerimi şimdilik unutup,gündemin telaşlı yankılarında sesi duyulmayan bu nevi şahsına münhasır kişiliğin geçmişine kısaca uzanmak istiyorum..1977'de New York'ta doğan Batuman New Jersey'de büyüdü.Harvard'dan mezun olduktan sonra Standford Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Edebiyat üzerine doktora yaptı.Bu süre içinde ve sonrasında da The New York Times,Harpers Magazine,London Review Books,The Guardian,New Yorker için yazılar yazdı.'The Possessed Adventures With Russian Books and The People Who Read Them / Ecinniler:Rusça Kitaplar ve Onları Okuyanlarla Maceralar' kitabı,The New York Times'in 2010'un en iyi 100 kitabı listesine girdi.

Kendisine, Sizi Rus romanında en fazla etkiliyen karakter nedir sorusu üzerine 'Anna Kareina' daki Eugene Onegin yanıtı ve sonrasınsında karakterler dünyasının fiziki ve ya duygusal özdeşleşmeden çok daha soyut ve metaforik 'dünya görüşüyle özdeşleşmek' diye bahsettiği 'özdeşim dünyası' nı şu tespitlerle iyice anlamlaştırıyordu.'Anna Karenina'daki buz pateni sahnesinden ne kadar etkilendiğimi yazmıştım.(...) Koç Üniversitesi'ne geldiğimde bu pateni pistleri olduğun öğrendiğimde yalnız,ilk işim gidip kayıt yaptırmak oldu' 

Referanslar dünyasının_önceki yazılarımda da değindiğim özdeşim teması_ Batuman ile aramda özdeşimlerin sağladığı yeni referansların kaynağı oldu diyebilirim.Buz pateni'nin büyüleyici hayal dünyası ve nostajinin daha doğrusu geçmişe duyulan acı bir özlemin 'hayat pratiği' ne dönüşmesi benimde geçmişin referanslarına doğru derin ve hüzünlü bir yolculuğa çıkmama sebep oldu.Elka'nın kendisinden 'Rus romanlarından fırlamış gibisin' diye bahsettiği  Sonbahar (2009) filminin Yusuf'u, televizyondaki Rus  buz patenini izlerken büyülendiği ve geçmişin özlemle sentezlenen umudun varlığına işaret ettiği o sahne gibi bir kez daha Batuman ile beraber o dünyanın kapısını aralayıp uzun uzun bakmanın hüznüyle başa başa kaldık sanki.

Rus Edebiyat dünyasının iki 'dev' yazarı Tolstoy-Dostoyevski üzerine sorulan karşıaştırmalı soru üzerine ise 'Tolstoy sinema gibidir',Dostoyevski  'Yunan Tiyatrosu' gibidir diye cevap verir.Bu iki 'dev' dünyanın karşılaştırılmasının anlamsız olduğunu,okuyucuların etki alanlarına nüfuz edebilen referanslar ve imgelerin gücü ile herkeste farklı algılamalara gebe kalabilecek,subjektif değerlerin varlığına  dikkat çekmişti.Tolstoy dünyasının 'Buz pateni' ile imgeleşen anlarını sinema ile tanımlayan Batuman,Sonbahar filmindeki 'Buz pateni' büyüsünün 'Anna Karaina' nın 'Buz pateniyle' özdeşleştrien bendeniz arasında da yeni bir 'sinema ve edebiyat' paylaşımının anahtarı olmuştu.

Edebiyat,özellikle Rus Edebiyatı ve Türkiye üzerine yapılan sohbetin, Orhan Pamuk'un spesifik anlatımı,özgün romanları,Nobel ödülü ve algılanışı şeklinde bir yere gelmemesi tabiki mümkün değildi.Orhan Pamuk hakkında sorulan bir soru üzerine de Batuman: 'Orhan Pamuk'u okurken kesinlikle çok zorlandığımı söyliyebilirim.Herkesin çok iyi kitap olarak söylediği Cevdet Bey ve Oğulları'nı okuyamadım.Diğer kitaplarına başladım fakat onlarıda bitiremedim.'Kar' kitabının başlangıcı ilk 100 sayfasını çok sevmiştim.Sonra bir şekilde o enerjiyi yitirdim.(...) Nobel aldıktan sonra Standfor'da yaptığı konuşmayı dinledim.Mükemmel bir konuşmaydı.'Kar' ı yazmadan önce yaptığı araştırmaları anlattı.Ve o zaman gerçekten edebiyatla ve romanla ne kadar ilgilendiğini anladım...' Belki de Orhan Pamuk hakkında yazılan onca söz,onca eleştiri Batuman'ın şu sözleriyle özetleniyor. 'Orhan Pamuk Batı'da bir adamdı ve Doğu'da sıkışıp kalmıştı.'

Yazdığı kitabının isminden de anlaşılacağı üzere,Rus Edebiyatı ve Türk Okurları arasındaki ilişkiyi,kendi tabiriyle maceraları anlatıyor.Varoluşunun özdeşliği Rus edebiyatı ve Buz pateni büyüsü'nün Türk okuyucularının dünyasında anlamını ve yansımasını irdeliyor.Banada  Elif Batuman'ın söyliyeceği daha çok söz varmış gibi geliyor..

andacyazli@yahoo.com




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder