Bugün 6 Aralığı sonraki güne bağlayan gecenin sessiz saatlerinden biri.Bugün ilk kez olarak bir ayrışımın eşiğinde sallanmaktayım.Daha doğrusu sallanmaktaydım.Çünkü,geçen sene bugün (yine 6 Aralığı sonraki güne bağlayan sessiz saatlerden birinde) ilk yazımı (Yalnızlar Ülkesi), yanılmıyorsam itici istemimin (ki kendisiyle başım sürekli belada) iç dünyamda kuvvetli bir haykırışa dönüşmesiyle yazmıştım.Ne olacağını,ortaya nasıl birşey çıkacağını bilmeden,belki de bunun üzerine düşünme eğilimine bile girmeden ayrışımımın kararsız,bilinmez ve müphem gerçekliğine bir son vermiştim.Niye bunları söylemeye ihtiyaç duyuyorum? Anlatacağım.Yukarıda alıntı yaptığım cümlelerin asıl olarak beni ilgilendiren boyutuna geçmeden önce,çocukluk anılarının bir yaratıcı bedende ne anlama geldiği,sözünü ettiğim ayrışım eşiğinin muğlak gerçekliğini deşifre eden farkına varış/kopuş oluşumlarının nasıl başladığı ve en önemlisi hangi ’günah’ sembollerinin (kadın ve seks) bu ayrışımda imgeleştiğinden bahsetmek istiyorum (bu bölüm sonraki yazının konusu olacağı için bu yazıda üstünde durmayacağım).
”Neredeydi çocukluğu şimdi? Kendi alınyazısından kaçan,yaralarının utancını tek başına düşünen ve çirkinlikle yapmacıktan kurulu evinde dokununca dağılan soluk kefenler ve çelenklere bürünüp kraliçecilik süren ruhu neredeydi?”
Sanırım çocukluk anıları bir düzyazı estetizeliğine veya bugüne indirgeyen ve bugünün kişisel çıkışsızlığına dair geçmişi bir vaka-i hayriye olarak ele alan edebiyat rüzgarına karşı bir yelken açıyor diyebiliriz bu satırlar.Joyce'un Stephan'da billurlaştığı altın çağını ben biraz da bu açıdan değerlendiriyorum.Yaratma içgüdüsü şeklinde bir tabir kullanacaksak eğer, bu içgüdüyü sürekli kopuş ve çalkanışların meydana getirdiğini çok açık görebiliriz ve estetize kalıpların çocukluk anılarını geri çağrışım (nostajik) kalıplarına sığdırmayacağını da...Bu bağlamda Stephan'ın kopuş ve oluşum süreci,bir anlamda eşiğin aşılma haliyle, 6 Aralığı sonraki güne bağlayan geceyle kişisel bir birlikteliğin oluştuğu kanısındayım.Çocukluk anılarının yeni bir benlik ile yoğrulduğu ve sürekli kopuşların bir tür varoluşa dönüştüğü yolun başlangıcı olarak adlandırıyorum.
Devam edeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder